مِنْ عَلامَةِ الاعْتِمادِ عَلى العَمَلِ نُقْصانُ الرَّجاءِ عِنْدَ وُجودِ الزَّللِ.

“Hatalardan dolayı Allah Teâlâ’nın rahmetin‐

den ümidinin azalması, amele itimat ve güvenin

işaretidir.’’

سَوَابِقُ الهِمَمِ لا تَخْرِقُ أَسْوارَ الأَقْدارِ.

“Ne kadar tesir eden himmete kavuşulsa da,

kaderlerin surlarını aşamazlar.’’

إرادَتُكَ التَّجْريدَ مَعَ إقامَةِ اللهِ إيّاكَ في الأسْبابِ مِنَ الشَّهْوَةِ الخَفيَّةِ، وإرادَتُكَ الأَسْبابَ مَعَ إقامَةِ اللهِ إيّاكَ فِي التَّجْريدِ انْحِطاطٌ عَنِ الهِمَّةِ العَلِيَّةِ.

“Allah Teâlâ seni sebeplerle halk ettiği halde

onlardan uzak durmanda nefsinin gizli bir  şeh‐

veti vardır.”

أَرِحْ نَفْسَكَ مِنَ التَّدْبيرِ. فَما قامَ بِهِ غَيرُكَ عَنْكَ لا تَقُمْ بهِ لِنَفْسِكَ.

“Nefsini tedbirden rahat tut. Senden başkası

(Allah Teâlâ) nın sana yapacağını sen kendine

yapamazsın.”

اجْتِهادُكَ فيما ضُمِنَ لَكَ وَتَقصيرُكَ فيما طُلِبَ مِنْكَ دَليلٌ عَلى انْطِماسِ البَصيرَةِ مِنْكَ.

“Sana verileceği kesin olunanda (rızık) gayret etmen, senden istenilende (kullukta) ise gevşeklik göstermen kalp gözünün kör olmasına delildir.”

لا يَكُنْ تأَخُّرُ أَمَدِ العَطاءِ مَعَ الإلْحاحِ في الدُّعاءِ مُوْجِباً لِيأْسِكَ. فَهُوَ ضَمِنَ لَكَ الإِجابةَ فيما يَخْتارُهُ لَكَ لا فيما تَخْتارُهُ لِنَفْسِكَ. وَفي الوَقْتِ الَّذي يُريدُ لا فِي الوَقْتِ الَّذي تُرْيدُ.

“Israrla talepte bulunduğun halde duanın kabulünün gecikmesinden ötürü bana icabet edilmedi diye umutsuzluğa karamsarlığa düşme. Çünkü Allah Teâlâ vereceğine kefil olmuştur. Ancak senin kendine seçtiğini değil sana uygun olanı dilemiştir. Ve senin istediğin za‐

manda değil, kendi istediği zamanda sana verir.”

[Toplam:3    Ortalama:3.3/5]

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir