مَتى رَزَقَكَ الطّاعَةَ وَالغِنى بِهِ عَنْها فَاعْلَمْ أنَّهُ قَدْ أَسْبَغَ عَلَيْكَ نِعَمَهُ ظاهِرةً وَباطِنَةً.

“Ne zamanki Allah Teâlâ seni itaatle ve ona bağlı kalmakla rızıklandırmış  ise bil ki O, sana zahiri ve Bâtıni tüm nimetlerini tamamlamış  demektir.”

خيرُ ما تَطْلُبُهُ مِنْهُ ما هُوَ طالِبُهُ مِنْكَ.

“Allah Teâlâ’dan isteyeceğin en hayırlı  şey onun senden istediğidir.”

الحُزْنُ عَلى فُقْدانِ الطّاعةِ مَعَ عَدَمِ النُّهوضِ إلَيْها مِنْ عَلاماتِ الاغْتِرارِ.

“Taatı kaçırdığı için üzülürken onu gelecekte toparlamaya gayret göstermemek mağrur olmanın alametidir.

ما العارِفُ مَنْ إذا أَشارَ وَجَدَ الحَقَّ أَقرَبَ إلَيْهِ مِنْ إِشارَتِهِ. بَلِ العارِفُ مَنْ لا إِشارَةَ لَهُ، لِفَنائِهِ في وُجودِهِ وَانْطِوائِهِ في شُهودِهِ.

“Arif, Hakk’a bir işarette bulunduğunda O’nu kendine işaretinden daha yakın bulan değildir. Bilakis arif; O’nun vücudunda fani ve şuhudunda ermiş olması sebebiyle işareti dahi olmayan kişidir.”

الرَّجاءُ ما قارَنَهُ عَمَلٌ، وإلّا فَهُوَ أُمْنِيَةٌ.

“Ümit, beraberinde amel olan istektir. Ameli olmayan bir ümit boş bir temennidir.”

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir