مَطْلَبُ العارِفينَ مِنَ اللهِ تَعالى الصِّدْقُ في العُبودِيَّةِ وَالقِيامُ بِحُقوقِ الرُّبوبِيَّةِ.

“Arifin Allah Teâlâ’dan isteği kullukta sadakat ve yaratıcının hukukuna bağlı kalmaktır.”

بَسَطَكَ كَيْ لا يُبْقِيَكَ مَعَ القَبْضِ، وَقَبَضَكَ كَيْ لا يَتْرُكَكَ مَعَ البَسْطِ، وَأَخرَجَكَ عَنْهُما كَيْ لا تَكونَ لِشَيْءٍ دونَهُ.

“Seni kabz haliyle tutmamak için bast eyledi. Bast haline bırakmamak içinde kabz eyledi. Sonra O’ndan başka bir şeye ait olmayasın diye seni her iki halden de çıkardı.”

العارِفونَ إِذا بُسِطوا أَخْوَفُ مِنْهُمْ إِذا قُبِضُوا، وَلا يَقِفُ عَلى حُدودِ الأَدَبِ في البَسْطِ إلا قَليلٌ.

“Arifler bast (genişlik)  halinden kabz (sıkıntı) halindekinden daha fazla korkarlar. Çünkü bast zamanında edep hududu içinde çok az arif durabilmiştir.”

البَسْطُ تأخُذُ النَّفْسُ مِنْهُ حَظَّها بِوجودِ الفَرَحِ، وَالقَبْضُ لا حَظّ للنَّفْسِ فيِهِ.

“Bast halinde, ferahlık bulmakla nefis hazzını alır. Ama kabz halinde nefsin hoşuna gidecek bir haz yoktur.”

رُبَّما أَعْطاكَ فَمَنَعَكَ وَرُبَّما مَنَعَكَ فأَعْطاكَ.

“Çoğu kere sana verirde mahrum bırakır. Çoğu kere de seni mahrum bırakır da verir.”

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir